Home > Hafta Sonu Yazıları > Sevdiği İşi Yapmayan Bir Tek Ben miyim?

Sevdiği İşi Yapmayan Bir Tek Ben miyim?

Capitella İste ve Yap! için harika bir konuk yazısı yazdı. Gerçekten lezzetli bir okumalık olan bu yazıyı tüm dostlarınıza tavsiye edeceğinizi tahmin ediyorum. İş Yaşamında Hayatta Kalma Rehberi adıyla yayınladığı blogunda, kendi deyimiyle “iş hayatının ve kariyer yapmanın zorlu ve komik hikayeleri” yer alıyor. Açıkçası ben tüm hikayelerini keyifle ve tebessümle okuyorum. Sizlerin de bu yazıdan sonra mutlaka O’nun bu samimi ve neşeli bloguna uğrayacağınıza inanıyorum. Şimdi sizleri Capitella’nın ‘sevdiğin işi yapmak – yaptığın işi sevmek’ ikilemini keyifli bir dille anlattığı yazısıyla başbaşa bırakayım. işini sevmek yaptığın işi sevmek Şöyle bir etrafıma bakıyorum da herkes tutturmuş bir kariyer yolu tam gaz ileri gidiyor. Kimisi işini gerçekten çok seviyor (nasıl bir ruh hali acaba çok merak ediyorum), kimisi de yaptığı işin ne olduğundan bağımsız kendini kariyerine adamış, basamakları bir bir çıkıyor. Bir de kendime bakıyorum, neymiş efendim işimi sevmiyormuşum da sevdiğim işi bulmam lazımmış! Bu yolda çekilen çileler, doğru düzgün işini bırakıp stajlara başlamalar filan amaca giden yolda çekilmesi gereken çilelermiş! Aklımı nerede yitirdim tam olarak acaba? Bir tek ben mi kafama takıyorum bu konuyu? Gerçekten bir tek ben mi beceremiyorum yaptığım işi sevmeyi? Derkeeen, meğerse yalnız olmadığımı fark ettim. O kadar fazlayız ki, sadece birbirimizin farkında değiliz! Çünkü herkes daha iyisini bulana kadar işinden memnunmuş gibi davranmaya programlı! Yeni tanıştığım insanlarla biraz sohbet muhabbetten sonra “işini seviyor musun” diye direk soruyorum. Kafayı bu soruyla bozmuş durumdayım şu sıralar (ama en azından tanıştıktan on dakika sonra “kaç para maaş alıyorsun” diyen tipten çok daha fazla sempati topladığım kesin!) Ve aldığım cevaplar, dinlediğim hikayeler aynı ben!

SEVDİĞİN İŞİ YAP – YAPTIĞIN İŞİ SEV

Bakarsan, sorgulamazsan, çalıştıkları yerler Türkiye’nin en iyi şirketleri, güzel pozisyonlar ama sorun dönüp dolaşıp aynı yere geliyor “Ben bu değilim! Bu işi yapmamam lazım!” yaptığı işi sevmemek Ve herkes ucundan kıyısından çabalıyor istediğini elde etmek için! Bazıları benim gibi delirip köklü bir değişiklikle direk işini bırakıyor ve yepyeni, bilinmeyen kariyerlere yol açıyor. Kimi ise yavaş yavaş, küçük adımlarla istediği kariyere doğru kayıyor. Ama en önemlisi bu insanlar koooskoca 20 yılın sevilmeyen bir işte geçmeyecek kadar değerli olduğunu anlayıp ne istediklerine karar vermiş insanlar! Ne istediğiniz size rüyanızda görünmez, oturup düşünmeniz seçeneklerinizi belirlemeniz ve hedefe (ister büyük ve riskli bir sıçrayışla, ister ufak adımlarla) ilerlemeniz gerek! Şimdi biz burada hedeflerimize adım adım ilerlerken, siz işinizden sürekli şikayet edenler olarak bize katılacak mısınız yoksa seyirci mi kalacaksınız? Cevabınız bize katılmaksa, o zaman bu ilk adım için tebrikler! Demek ki artık siz de hayatınızın büyük kısmını geçirdiğiniz iş yaşamında mutlu olmanın ne kadar önemli olduğunu kabul ettiniz. Artık sizin sıkıcı bulduğunuz o işi büyük bir hevesle yapan iş arkadaşınıza gıcık olmayı bırakıp, kendi mutluluğunuzun peşinden koşabilirsiniz! Sorun şu ki, mutsuzluk iş kaynaklı değil; yani bazı işler sıkıcı bazı işler ise çok eğlenceli değil aslında. Önemli olan doğru karakterin doğru işle buluşması! Bu şekilde pekala da finansal raporlama yapan bir kişi çok mutlu olabilir, ya da reklamcılık işindeki biri çok mutsuz olabilir! Sizin yapmanız gereken kalıplardan kurtulup, siz hangi işte kendinizi mutlu hissedeceksiniz buna karar vermek! Herkes “marka yöneticisi” olmayı çok eğlenceli buluyor olabilir, kulağa hoş da geliyor olabilir ama önce kendinizi o işin günlük rutinlerini yaparken hayal edin bi bakalım! Düşünün ki sabahtan gitmişsiniz, rakip araştırmaları/analizleri, tüketici yorumları/şikayetleri, reklam kampanyaları gibi şeyleri denetlemekle, raporlamakla ve yeni bir proje geliştirmekle uğraşıyorsunuz. Bütün bunları tek tek yaptığınızı hayal ederken mutlu musunuz? Cevap evet ise, o zaman bu alanı daha derinlemesine araştırıp kendinize bir şans vermeye değer. Yok ben uğraşamam mı diyorsunuz? Belki de siz daha somut analizleri seviyorsunuz ya da sistemli, her şeyin organize yürüdüğü ve dikkat ya da takip yeteneklerinizi gösterebileceğiniz bir iş size daha uygun. Belki de aradığınız alan muhasebe! Ama toplumumuz sağolsun “ayy muhasebe mii, çoook sıkıcı” gibi saçma bir tutum geliştirdiği için sanki siz de bu işe girdiğinizde sıkıcı olacakmışsınız gibi hissediyorsunuz. Oysa ki belki de en mutlu olacağınız işi hiç dikkate bile almadan pas geçtiniz! Lafın kısası, aslında sıkıcı iş diye bir şey yok, sadece bol bol yanlış eşleşme var! Ben, siz ya da diğerleri kendimize uymayan işler seçtiğimiz için bu noktadayız. Ama yerimizi bu işi gerçekten sevecek birine bırakıp, biz de başka birinin mutsuz bıraktığı yerden mutlu olarak devam edebiliriz! Capitella’nın bloguna buradan erişebilirsiniz. Ayrıca kendisine ulaşmak için: Google+ ; Facebook ; Twitter

Leave a Reply