Home > Uncategorized > Hayatınıza Yön Vermek için Yapmanız Gereken Şey Nedir – Büyük Sır mı?

Hayatınıza Yön Vermek için Yapmanız Gereken Şey Nedir – Büyük Sır mı?

🙂 Yok yahu, sır falan değil. Evet, “hayatıma nasıl yön verebilirim?”. Önemli bir soru. Kişisel gelişimin öneminin artması ve daha anlamlı bir hayatı arzulayan bir neslin yetişmiş olması hırs, tutku, hayattaki amacımız gibi konular üzerinde daha fazla kafa yormamıza yol açtı. Sizin de aklınızda hep bu soru dönüp duruyor değil mi? Hayatınıza yön vermek için ne yapmanız gerektiğini keşfetmek istiyorsunuz.

Aslında onlarca, belki daha da fazla seçeneğiniz var.

Bir karar vermek istiyorsunuz, fakat bu yanlış bir karar olmamalı. Çünkü eğer öyle olursa geçen onca zamanı çöpe atmış gibi hissedeceksiniz.

Fakat bu ne çelişkidir ki, hayatınızı nasıl yönlendireceğinize karar vermeden ve bunun üzerine eyleme geçmeden sadece bu konuyu düşünüp durmak aslında size daha fazla zaman kaybettiriyor.

Durum kelimenin tam anlamıyla “iki ucu b*klu değnek”! 🙂

Pek çok zaman stresli olduğumuz bir gerçek.

Ben yakın bir gelecekte, yaşamımla alakalı ne yapmak istediğimin az çok farkına vardığım için şanslıyım. Sizin de yolunuzu bulabilmeniz için bildiğim her şey işte burada.

İlk olarak seçme şansınız olduğu için minnettar olun

Hayatınızı nasıl yöneteceğinizin sırrını çözmeye çalışırken, insanların her zaman durumlarıyla ilgili seçme şansının olmadığı gerçeğini unutmayın.

Eğer 18. yüzyılda yaşamış olsaydınız, belki de bir çiftçi olacaktınız. Ya da babanız bir nalbant olabilirdi ve sizin de onun çırağı olmaktan başka şansınız olmayabilirdi.

O dönemlerde elimizde şimdiye kıyasla çok fazla imkan yoktu. Birkaç nesil öncesinde, neredeyse herkes eğer erkekse fabrikalarda çalışıyor, kadınsa evde bekliyordu. Sanayileşmeye geçilen sistemde sadece bir meslek sahibi olabiliyor, bu işe kırk senenizi veriyor ve emekliliğinizle birlikte alacağınızı almış oluyordunuz.

Şimdi durum çok farklı. İnsanlar kıyafet değiştirir gibi iş değiştiriyorlar.

Ünlü melek yatırımcılık şirketi AngelList’in kurucusu Naval Ravikant bu durumu şöyle açıklıyor: “İnternet iş alanlarını imkanlar dahilinde fazlasıyla genişletti. Fakat çoğu insan hala bunun farkında değil.”

Hayatınızı nasıl yönlendireceğiniz üzerine kafa yormaya başlamadan evvel bir durun, arkanıza yaslanın ve karşınızda duran koca fırsata saygıyla bir bakın.

Aslında içinde yaşadığımız dönemde çok fazla kaygılanmaya gerek yok.. ama varmış gibi görünüyor. Peki neden?

Ben bunu şöyle açıklayabilirim:

Kendinize eziyet etmekten vazgeçin

Hayattaki amacınız nedir?

Sizi hayata veya hayatınızdaki herhangi bir konuya tutkuyla bağlayan şey nedir?

Bu soruları çok fazla düşündüğünüzde stresin yol açtığı kortizol hormonu vücut dengenizi alt üst edebilir. İnsanların daha anlamlı bir hayat istemesi güzel, fakat bizim istediğimiz hayatların peri masallarından aşağı kalır yanı yok ve buna ulaşmak için de kendimizi çok fazla strese sokuyoruz.

Üstüne üstlük, hayattaki amacınızı veya tutkunuzun ne olduğunu bulmaya çalışmak size ilerleme kaydettiğinizi düşündürüyor. Ama ne yazık ki öyle değil. Bir şeyler yapmak yerine sürekli düşünüp taşınmakla ne kadar vakit harcarsanız, tutkularınızdan da o kadar uzaklaşırsınız.

Bunu “geleceğin hakkında hiç düşünmemelisin” şeklinde anlamayın. Asıl söylemek istediğim şey “aşırı düşünmemelisiniz”.

Yani kafayı bunlarla bozmamanız gerekiyor.

Çünkü bu durum adeta iki ucu keskin bıçaktır. Hayat amacınız ve tutkularınız üzerine düşünmenin elbette size faydaları vardır; ileriye yönelik olarak geliştirebileceğiniz hamleleri belirleyebilirsiniz örneğin. Ama bunun fazlası da çoğunlukla bir tür zihinsel oyuna ve oyuncağa dönüşür. Harekete geçmektense giderek fantezilere dalar ve onlara odaklanırsınız… Çalışmak ise gittikçe zorlaşır.

Kendinize bir yol çizmek üzerine düşünmek kolaydır. Zor olansa ileriye doğru bir adım atmak, ardından bir adım daha atmak ve ne kadar uzun sürerse sürsün buna daima devam etmektir.

Aslında hayatınıza nasıl yön vereceğiniz konusunda harekete geçmeden kesin ve gerçek bir karar veremezsiniz. İlk olarak parlak bir fikir bulursunuz. Harekete geçmeniz ise ileriye dönük bakışınızı ve görüşünüzü netleştirir.

Hayatınızı Nasıl Yönlendireceğinizi Keşfetmenin Formülü

hayatıma nasıl yön vermeliyim
Tutkunuzun peşinden gitmek hayatta hep daha mutlu, keyifli ve verimli olmanız için en iyi tercihtir.

Bir kariyer için hangi seçeneğin daha çok kazandırdığına bakmakyerine içinizdeki öz merakınızın, tutkunuzun peşinden gitmek daha doğru bir yoldur.

Süreci kafanıza takmayın.

Hayatınıza ne yön vereceğinizi bulmaya yönelik ilk adımları atmak o kadar da zor değil.

Merakının peşinden git ve neyi iyi yaptığını keşfet.

İşte size birkaç püf noktası:

  • 14 yaşınızdayken en çok zevk aldığınız şeyin ne olduğunu hatırlayın.
  • Kişilik testleri yapın. Bilimsel olarak herhangi bir faydası olmasa da, başlangıç için her zaman iyi bir rehberdirler.
  • Kariyerinizi yükseltmek ve hedeflediğiniz noktaya ulaşmak için güçlü yönlerinizle kişiliğinizi karşılaştırın.

Tutkunuzun peşinden gitmek…

Ben beş yıl önce yazma tutkumu keşfettim. Ama o dönem, ilk defa bir blog yazısı yazdığımda bunun farkında bile değildim. Hayır. Sadece bir yazı yazdım ve bundan büyük keyif aldım. Sonrasında ise ikincisi, üçüncüsü ve dördüncüsü derken devamı geldi.

Ortalama yüz yazı sonrasında ise tutkumun yazı olduğunu fark ettim. Bu şekilde tutkumun ne olduğunu anlamış oldum. Yazma eylemini gerçekleştirmek, bu işle ilgili inişleri çıkışları deneyimlemek ve bütün inişlere rağmen sonrasında yine ileriye doğru hareket etmeyi istemek… Tüm bunlar yazma tutkumun gerçekleşmesi gerektiğini anlamamı sağladı.

“İlk 100 blog yazın büyük ihtimalle korkunç olacak.

İlk 100 podcast’in de çoğunlukla berbat olacak.

İlk 100 konuşman harika geçmeyecek.

İlk 100 videon ise kabus gibi olacak” Cammi Pham

İşte çözüm burada:

Neyi iyi yaptığını bul ve bir süreliğine iyi iş çıkaramasan da bunu yap.

Bir işte çuvallamak iyi hissettirmez. Belirsizlik iyi hissettirmez. Biz insanlar zihinsel olarak garantiler, netlik, güvenlik ve rahatlama hissi isteriz.

Başarısız olduğumuzu düşündüğümüz bir şeyi sergilemek ve bunu yapmaya devam etmek istemeyiz. Ama bir yandan da bir noktadan sonra gidecek başka bir kapı da kalmayacakmış gibi hissederiz. Bu gerçekten çok ürkütücü bir durum.

Keşke bütün bunlara karşı sizi iyi hissettirecek cevaplarım olsaydı, ama yok.

Her şeyi batırmak zorunda kalacaksınız.

Neyi sevdiğinizi bulun ve kendinizi ona adayın

Biliyorum, bu yazımın üslubu pek de iç açıcı sayılmaz.

Ben yaptığım şeyi seviyorum, hem de çok! Ama bu hiç de kolay değil.

Buradan kapılacak bir şey varsa o da şudur: Hayatınızdaki güzel şeylerin çoğu zorluklardan gelir.

“Hayatıma nasıl yön vermeliyim” sorusunu cevaplamak için fazla zaman harcamadım çünkü bu denklemin en az öneme sahip olan parçasıydı.

Yoksa zihninizi okuyabilir, hayatınızın veri tabanına göz atıp size uygulamanız için özel bir plan hazırlayabilirim, fakat rahatınızdan ödün vermeye niyetiniz yoksa bunların da hiçbir önemi olmaz.

Aslında hayatınızda ne yapmanız gerektiğini siz de şöyle böyle biliyorsunuz. Sadece harekete geçmiyorsunuz, çünkü korkuyorsunuz.

Buna karşın, çözüm işte burada. Sevdiğiniz bir şey bulduysanız, acıya hazır olmalısınız.

Zaten aşk acıdan başka nedir ki?

Evlendiğin zaman, esasen birine kalbini teslim etmiş ve onu kırmayacağına dair sevdiğine güvenmişsin demektir. Hepimiz biliriz ki anlaşmaya her zaman sadık kalınmaz, yine de biz anlaşmayı sürdürmenin bir yolunu buluruz çünkü güzel şeyler her zaman kötü olanlara ağır basar.

Konu hayat yolunuz ya da dünyadaki misyonunuz olduğunda da durum aynıdır.

Modası geçmiş bir kariyere ya da hayat tarzına yönelmek, hiç evlenmeyeceğiniz biriyle çıkmak gibidir. Belki iyi hissettirir, fakat önem sırasında daha öncelikli bir şeyi gözden kaçırıyorsunuzdur.

Eğer doğru aşkı bulmak bu kadar önemliyse, neden çoğu zaman tam zıddını yaparız?

Toplumun klişelerinden uzak durun

“Şunu anlayın: Dünya size hayatta bir rol biçmek ister. Ve siz de bunu bir kere kabul ettiniz mi, artık ölümüne mahkumsunuz demektir.”  Robert Green

Ben şahsen senin hayatınla ne yaptığını umursamıyorum. Sadece bu noktaya nasıl geldiğinle ilgileniyorum.

Ne olmak istediğinize kendiniz karar verin, seçiminizi başkasının yapmasına izin vermeyin. Eğer rakamlarla ilgiliyseniz ve bir muhasebeci olmayı can-ı gönülden istiyorsanız, o zaman muhasebeci olun. Ama sırf “olmanız gerekiyor” diye ya da başkalarının size yakıştırdığı rol/iş bu diye muhasebeci olmayın! (biliyorum sıkıcı bir örnek, muhasebeci olmayı kim ister ki ya!.. şaka şaka, muhasebecileri kızdırmayalım =) )

Geçen gün eski bir arkadaşıma uğradım. Bana “hayat nasıl gidiyor” diye sordu. “Harika” dedim. Ardından ben ona hayatının nasıl gittiğini sordum, özellikle de işini.

“İşimden nefret ediyorum.”

“O zaman neden bu işi yapıyorsun?”

Omuz silkti. Esasında çoğumuz ekonomik sıkıntı içinde de değiliz. Sadece kayıtsız ve umursamaz yaşıyoruz.

Hayatta bir tutku edinmeden önce; hayatla, kariyerle, statüyle, başarıyla ilgili tüm kuralları ve bize dikte edilen tüm toplumsal öğretileri bir kenara bırakmamız gerekir.

En büyük problemlerden birisi “anlamlı bir hayat yaşa” öğretisinin toplumun bize dayattıkları ile uyumsuz olmasıdır.

Eğer toplumun sözünden çıkmazsanız sevmediğiniz şeyleri yapmaya, istemediğiniz şeyleri almaya, hoşlanmadığınız insanları etkilemeye çalışmaya devam edersiniz. Ne yazık ki çevrenizdeki pek çok insan böyle durumlarla karşı karşıya kalıyor.

Kitap yazmak istersin, fakat halihazırda yazılım mühendisisindir. Ya da 18 yaşındasındır, kitap yazmak istersin, ama beş parasızsındır ve ailen okula gidip yazılım mühendisi olman gerektiğini söyler.

Kariyer ve para, her ikisi de hem önemlidir hem de önemsizdir. Önemlidir çünkü hayatını idame ettirebilmen için onlara ihtiyacın vardır. Önemsizdir çünkü ikisi de hayat yolculuğumuzda bize pek de faydası olmayan getiriler sunar.

Konunun bazı katmanlarını çözümlediğimize göre, şimdi hayatımıza yön vermenin en önemli kısmına gelelim.

Hayatınıza nasıl yön vermeniz gerektiğini asla “bulamayacaksınız”

Hayatınız çoktan seçmeli bir test değil. Klasik bir sınav formatında. Üstelik kitaptan bakmak da serbest.

Fikrinizi değiştirme hakkınız var. Üstelik, fikrinizi değiştirmelisiniz de.

Son beş yıldan beri hedefleriniz, zevkleriniz ve arzularınız tamamen aynı kaldıysa, bu hayatınızdaki durağanlığın bir göstergesi olabilir.

Ben şu sıralar yazarlıkla uğraşıyorum. Aynı zamanda da teknolojiyle, yatırım yapmakla, pazarlamayla, kısacası neyi yapmaktan hoşlanıyorsam onunla ilgileniyorum. Bir yandan uzman olduğum iş üzerinde çalışırken diğer yandan da dünyadaki son trendleri takip ediyor, öğreniyorum; yeni fırsatlar için de gözümü sürekli açık tutuyorum.

Sizin sorununuz hayatınıza nasıl yön vereceğiniz değil. Sorununuz sadece bir ‘eylem’ eksikliği.

Eğer yazmaya ilgi duyuyorsanız, o halde yazmaya başlayın; parmaklarınız hiç durmadan klavyede gezinsin.

Kar amacı gütmeyen etkinliklere mi ilgi duyuyorsunuz? Gönüllü olun.

Kodlamak mı istiyorsunuz? Okuluna gidin ya da bir eğitim kampına / kursa yazılın.

Jim Rohn’un şöyle bir sözü vardır: “Bir şeyi yapmayı düşünmektense o işe kalkışmayı tercih ederdim… ki yanılıyorsam bile bunu çok daha hızlı anlamış olurum.”

Sizi harekete geçirmenin sihirli yöntemi bende yok. Ben şahsen, kendi adıma her yolu deniyorum. Bu yazıları kaleme alıyorum, mailleri yanıtlıyorum, sohbetler ediyorum.

Sizin hayatınızla ilgili ise şoför koltuğunda siz varsınız ve yaşamınızın direksiyonu sizin elinizde.

Az önce birisi üç ay önce attığım bir e-maile cevap verdi ve bana kendisinin blog yazmaya başladığını söylüyordu.

İşte! Olay bu… Bu tarz eylemler tam olarak hayatınıza nasıl yön vereceğinizin anahtarıdır. Haydi bakalım, şimdi biraz kalbinizi dinleyip harekete geçme zamanı!..

Leave a Reply