Teknolojiyi Kontrol Altına Almanın 6 Yolu

teknoloji ve zaman yönetimi

Dikkat:

 

Bu makale sizin yüzlerce saatlik boşa harcanan zamanınızı kurtaracak.

 

Birçok yazarın korktuğu ve kızdığı bir olgudur verimsiz geçmiş ya da boşa tükenmiş zaman.

 

Çünkü konu tüm bu “online marketing” ya da diğer deyişiyle ‘dijital pazarlama’ meselesine gelince, karşılaştığımız en büyük engellerden birisi de o korkulu kelimedir… teknoloji!

 

Bugün size tam olarak teknoloji ile nasıl baş edeceğinizi ve onu kontrol ettiğinizden emin olacağınızı göstereceğim.

Teknolojiyle Olan Sorunumuz

 

Birkaç hafta önce bazı arkadaşlarla akşam oturmasındaydık. Germafobi hakkında konuşmaya başladık ve ben en büyük korkumun umumi tuvaletlerle ilgili olduğundan bahsettim. Arkadaşlardan biri “germafobideki sıkıntı, onun hiç sonu olmayan derin bir delik gibi olmasıdır” diye yorumladı.

 

Bu teknoloji için de geçerli bir yorum. Bu tavşan deliğinin ne kadar gidebildiğini bilemiyoruz. Evet doğru, WordPress veya Blogspot aracılığıyla basit bir web sitesi kurabilirsiniz. Ya da gelişmiş PHP/HTML5/CSS3 öğrenebilir ve kendi kodlarınızı elle yazabilirsiniz.

 

Hatta daha da ileri gidip kendi web sitenize servis sağlayacak özel bir LAMP yığınını nasıl kuracağınızı da öğrenebilirsiniz.

 

(Gözleriniz şaşı bakmaya başladıysa, endişelenmeyin :) ben de sizinleyim. Zira bu sonuncusunun ne anlama geldiğini ben de bilmiyorum.)

 

Ama aynı soru sorulmaya devam edecek:

 

* Biliyorum bir web sitesine ihtiyacım var, ama onu nasıl kuracağım?

 

* Email pazarlaması yapmam gerekiyor, ama hangi email pazarlaması servisine kaydolmalıyım? Ve o kayıt (sign up) kutusunu sidebar’ıma nasıl yerleştireceğim?

 

* Altı farklı sosyal medya platformunu idare etmeye çalışmak istemiyorum, ama onların hepsini birbirine nasıl senkronize edebilirim?

 

Ve bunlar sadece büyük şeyler. Bizi şaşırtan, kafamızı karıştıran ve rahatsız eden daha başka bir milyon küçük şeyler de var.

 

Öncelikleri Belirlemek ve Ne Zaman Yapacağımızı Bilmek

 

Kaçımız web sitemizin footer yazı rengini belirlemek gibi bir iş için hayatımızın üç saatini israf etmişizdir? Veya işe yaramaz bir email şablonunu seçmek için? Ya da twitter profilmizdeki arka planımızın tam da istediğimiz gibi olmasını sağlamak için?

 

Ben bu tür zaman katledici işlerin ve çok daha fazla ıvır zıvırların hepsini yaptım. Sonra baktım ki zaman dei gibi akıp geçiyor ve ben doğru düzgün bir ‘halt edemiyorum’… nihayet sonunda bu teknoloji deliğinde çok derinlere dalmaktan kendimi alıkoymam gerektiğine karar verdim.

 

Fark ettim ki işlerimin hallolmasına odaklanmalıyım. Uzun maratonda o kadar da bir önemi ve kıymeti olmayan, iç bunaltan ince işler yerine esas görevlerimi bitirmeye ve yayınlamaya odaklanmalıyım.

 

Böylece kendimi teknolojinin çoğundan ve saatlerce vaktimi detaylarda harcamaktan kurtarmaya yardım etmek üzere bir kurallar listesi oluşturdum.

 

Ve bugün sizinle bu listeyi paylaşacağım:

Kural 1: Gerçekten önemli olup olmadığına karar verin

 

Burada İste ve Yap’ta biz güzel web siteleri yapmayı seviyoruz.

 

Ama gerçek şu ki; çirkin web siteleri de gayet iyi iş çıkarabiliyorlar. Ve çirkin bir web sitesi her zaman “olmayan” bir web sitesinden çok daha fazla işe yarar!

 

Teknoloji genellikle zamanınızı alır. Zaman ayırmaya değmeyecek şeyler için vaktinizi harcamayın.

 

Sürekli twitter ya da facebook profilinizin kapak resmiyle uğraşmak bir zaman kaybıdır.

 

Sitenizin sidebar’ındaki bir eklentinin 10 pixel daha uzun olması için uğraşmak bir zaman kaybıdır.

 

O derin deliğe düşmeden önce, önünüzdeki işlerden hangisi sizin için gerçekten önemli buna karar verin.

Kural 2: %80 çözümünü bulun

 

Son zamanlarda müşterilerimden biri için tüm dünya ile canlı görüşmelerini aynı anda yapabileceği bir araç arıyordum. Araçta istediklerimizi şöyle bir listeleyince çok pahalı bir şey aradığımızı fark ettim. Sonra Meetup Everywhere adında hazır bir platform bulduk.

 

Bu bizim gereksinimlerimizin sadece %80’ini karşılıyordu.

 

Fakat zaman ve paramızı harcayarak kendi özel çözümümüzü üretmektense, bu şimdilik kullanabileceğimiz bir şeydi.

 

WordPress.com mükemmel olmayabilir. Ama size hızlı ve ucuz bir şekilde web sitenizi kurup çalıştırma imkanı sağlıyor.

 

Gumroad’un bir sürü sınırlamaları var. Ama size hemen online olarak bir şeyler satma olanağını sunuyor.

 

İdeal aradığınızdan fedakarlık yapmayı öğrenmeli ve bunun yerine ihtiyaçlarınızın çoğunu size verebilen alternatiflere yönelmelisiniz – ki bu size hemen şimdi başlama imkanı sağlar.

Kural 3: İşe yarayandan vazgeçmeyin

 

Evet bu ilk anda ‘lifehacker’ bakış açısına aykırı gelebilir.

 

Ama ben şunu buldum ki “eğer bozuk değilse, tamir etme”.

 

Şu anda Microsoft Word kullanıyorum, bu makaleyi yazarken de. Yazarken tüm hatalarımı gösterdiği hatta düzelttiği için bitirdiğimde direk WordPress siteme bu yazıyı aktarabileceğim.

 

Makale yazmak için geliştirilmiş, havalı ve daha iyi araçlar var mı? Muhtemelen. Peki benim umurumda mı? Hayır.

 

Microsoft Word benim işimi gayet iyi görüyor, öyleyse ben bununla iyiyim. Neden terk edeyim?

 

Tüm o yenilikçi “lifehacker”lar sıradaki, yeni, harika yazım araçlarının peşinde koşarlarken ben zaten yazıyor olacağım.

 

Öyleyse En Yeni ve Gelişmiş Yazım Uygulamasını aramayı bırakın. İnsanlar genelde işe yarayan ve “iş bitiren” araçlarla uygulamaların başına oturup işlerini halletmekten çok daha fazla zamanı, yeni araçlarla uygulamaların peşinde koşarak harcıyorlar.

 

Byword ve Scrivener gibi hoş uygulamalar var ve ben de onları seviyorum fakat size söyleyeyim, hala MS Word ile yazan ve ona sımsıkı sarılmış yazar arkadaşlarım var. Neden? Çünkü Scrivener’in tüm o “harika özellikleri” sayesinde deli olacaklarını ve yazmayı bırakacaklarını biliyorlar.

 

Teknolojiyi sevin elbette ama hep onun kıyısında yaşamaya çalışmayın. Bırakın başkaları sürekli beta uygulamaları test etsinler ve yeni bir şeyden başka yeni bir şeye atlayıp dursunlar.

 

Siz değişiklik yapmak için yeni araçlardan hangisinin ‘en işe yarayan’ olarak kazanacağını görmeyi bekleyebilirsiniz.

 

Kural 4: Yeterince iyi olanına karar verin

 

Ben makalelerimin yayında olmasını isterim. O kadar. Tüm dünya okusun.. Ufak tefek sorunları olan ama canlı bir web sitesi, hiç yayına başlamayandan daha iyidir.

 

Birkaç imla hatasıyla yayınlanmış bir eKitap, taslaklar klasörünüzde bekleyip duran, yayınlanmamış ve okunmamış eKitaptan daha iyidir.

 

Mükemmeliyetçiliğin aslında ne olduğunu gelin beraber itiraf edelim: Göz önüne çıkma korkusu.

 

Bunu herkes kadar kendime de söylüyorum. Kim bilir kaç kere bir şeyleri evirip çevirip üzerinde oynayıp durmuşumdur; onu dünyaya göstermekten çekindiğim için…

 

Siz bunu kaç kere yaptınız? Şu anda da bunu elinizdeki projelerden/çalışmalardan birine yapıyor musunuz?

 

Çalışmanızı yayınlama vakti geldiği zaman artık korkmayın. Çünkü siz bunun için buradasınız. (Güzeldi, bence twitlenir) ;) Tweet: Çalışmanızı yayınlama vakti geldiği zaman artık korkmayın. Çünkü siz bunun için buradasınız. @isteveyap #y_karaogullari

Kural 5: Öğrenmekle işe başlayın

 

Çocukken yeni bir oyuncağım olduğunda, hemen kutuya dalar ve parçaları rastgele birleştirmeye çalışır ve bütün bunlar nasıl bir araya gelecek diye anlamaya çalışırdım.

 

Genellikle bu yöntem pek işe yaramaz.

 

Ne demek istediğimi anlıyor musunuz? Öğrendim ki “talimatlar” gibi sıkıcı şeyleri okuyarak başlamak her zaman daha faydalı. Bu online araçlar için de tamamen aynı…

 

Eğer MailChimp kullanmaya başlamak üzereyseniz, onların detaylı videolar ve öğretici açıklamalarla dolu kütüphanelerine göz atarak işe başlayın. O kadar da uzun sürmüyor.. ve buna ayırdığınız zaman iyi bir yatırıma dönüşüyor, emin olun.

 

WordPress veya LeadPages, ya da kendi kendinize öğreneceğiniz herhangi yeni bir araç için de aynı durum geçerli. Bunlar biraz karışık platformlar.

 

Kendi kendinize birçok şey öğrenebilirsiniz, fakat biraz zamanınızı ayırın ve profesyonellerin size başlamanızı tavsiye ettiği yerden başlayın.

 

Örneğin YouTube’daki WordPress ile ilgili öğretici videoları izleyin. Çünkü onlar herşeyi kolaylaştırmak için tasarlanmıştır.

 

Kural 6: Ne zaman yardım alacağınızı bilin

 

Bir şeyle ne kadar uğraşacağınıza dair bir zaman sınırı vardır.

 

Bir blog yazısı yayınlamanız mı gerek? Bunu kendi kendinize yapmayı öğrenin. Haftalık bülten emailinizi göndermeniz mi gerekiyor? Bunu kendiniz yapmayı öğrenin. Kural 1’e bakın.

 

Ama eğer bir profesyonelin 25 dakikada yapabileceği bir işi sizin yapmanız 8 saat sürüyorsa, o zaman en iyisi bir yardım almak olacaktır.

 

Herşeyi kendiniz yapamazsınız. Ve eğer yapmaya kalkarsanız, hiçbir şeyi tam olarak yapamazsınız.

 

Uzun vadeli etkilerini düşünün: Eğer bu gelecekte çok fazla yapmanız gereken bir iş ise, o zaman onu kendiniz yapmayı öğrenin. Bu yeteneği öğrenmek için yapılan zaman yatırımı, zaman içinde sizi kara geçirecektir. Yani buna ayırdığınız zamana değecektir.

 

Fakat bu eğer sadece bir kere halledilmesi gereken çok teknik bir iş ise muhtemelen bir profesyonele paslanmalıdır.

 

Sıfırdan kendi web sitenizi mi yapıyorsunuz? Özel kodla yeni bir şablon mu oluşturacaksınız? İşte bunlar profesyonellerin yapması gereken işler.

 

Ha, ama eğer bunlar da sizin düzenli bir şekilde yapmanız gereken işlerse, o zaman tabi ki bunları da kendiniz yapmayı öğrenmelisiniz.

 

Düzenli olarak blog yazacak ve haftalık email bültenleri mi göndereceksiniz? Bunlar sizin kendi kendinize halletmeyi öğrenebileceğiniz görevlerdir ve bunun için birilerine para vermenize gerek yoktur.

 

Teknoloji harika bir şey.

 

Doğru kullanılırsa, düşündüğümüzden çok daha fazla insana ulaşmamızı ve daha fazla şey başarmamızı sağlayabilir. Bu web sitesi benim başka türlü asla tanışamayacağım çok değerli yazarlarla ve harika insanlarla tanışmamı sağladı.

 

Lakin yine de, teknoloji sizi müthiş işleri başarmaktan alıkoyan, büyük bir oyalanma ve zaman harcama makinası olabilir. İnsan hiç farkında olmadan bu teknolojinin içinde kaybolabiliyor. Detaylarda boğulmak üzere derinlere dalmak çok kolay…

 

Bu kurallar size de kontrolü elinize almak üzere yardımcı olacaktır. Böylece teknolojiyi daha üretken olma ve başarılarınızı artırma yolunda bir ‘araç’ olarak kullanabileceksiniz.

You may also like