“Tüm İyi Fikirler Zaten Alınmış” ise Ne Yapmak Lazım – Niş Blog ve Niş Konu Seçiminiz için İpuçları

Her geçen gün artan bir şekilde niş konusu ile ilgili gelen sorular mail kutumu dolduruyor. Okurlarım “yeni bir blog açmak istiyorum ama yepyeni bir konu mu bulmam gerek?”, “niş denen şey nedir?”, “niş blog ya da niş site sahibi nasıl olabilirim?” diye soruyor ve benden yeni bloglarına göre özel bir konu için tavsiyeler istiyorlar.

 

Birçok yeni blogger, hakkında blog açılacak en harika fikirleri başkalarının aldığını söylüyor. Haliyle rekabetin çok kırıcı olduğundan yana şikayetçiler. Aklıma ne zaman bir fikir gelse bir bakıyorum Google’a, ohoo çoktan alınmış, hatta atı alan Üsküdar’ı geçmiş.. :)

 

Benzer şeyler sizin de başınıza geldiyse bu yazının tadını çıkarmaya bakın.

 

Niş Blog için Konu Seçimi Yapmak

 

Evvela genel konular değil, o konu başlıkları altındaki daha ayrıntılı ve özel bir alana ait konulara niş konular deniyor; böyle bloglara da ‘niş blog’ veya İngilizce’deki tabiriyle daha çok ‘niche site’ yani ‘niş site’ deniyor.

 

Yeni bir blog için başlangıcı böyle bir niş konu ile yapmanız hayati öneme sahiptir.

 

Çünkü bu seçimi yaptıktan sonra artık blogunuz hep bu konu üzerine devam edecek, bu konuda içerikler oluşturacak insanların dikkatini bu konuda sizin söylediklerinize çekmek için çalışacaksınız. Yani tüm online işinizi bu konu üzerine bina edeceksiniz. İşte bu yüzden niş seçimi önemlidir ve işe yeni başlarken kolay değildir.

 

Akınıza gelen en güzel ve ilginç fikirlerin başkaları tarafında çoktan alınmış olması boşuna içinizi karartmasın, moralinizi bozmasın. Pek çok yeni blogger adayı sırf bu sebepten dolayı kolay vazgeçiyor ve belki de çok başarılı olacağı bir işe baştan veda ediyor.

 

Peki neden pes etmeyelim ve moralimizi nasıl yüksek tutalım?

 

Her şeyden önce şunu düşünmenizi istiyorum; fikirler sonsuzdur. Online bir iş için, blogunuzdan para kazanmak için, çeşitli ürünler ve hizmetler satarak web sitenizi ya da blogunuzu paraya dönüştürecek ise sonsuz kere sonsuzdur. O yüzden öyle vazgeçmek falan gibi şeyleri bir kere kafanızdan hemen atın. Vazgeçmek yok!

 

Kim dedi ki kolay olacak diye? Tabi ki biraz kafa patlatacaksınız (ama bunun bile keyifli yolları var). Sonuçta yıllar yılı sürecek bir gelir kapısının temellerini atıyor, online işinizin açılışını yapıyorsunuz. Birazcık terleyecek, beyin fırtınası yapacaksınız.

 

Yepyeni bir fikre ihtiyacınız yok, daha iyi bir fikre ihtiyacınız var!

 

“Sürüyü takip et ve orada kaybol.”

 

Bunu biliyorsunuz. Sürüden ayrılmak lazım.

 

Amma ve lakin birçok kişi “başarılı olmak istiyorsan daha önce hiç yapılmamış bir şey bulman gerekir” gibi yanlış bir ‘mottoya’ sahip. Yani bu yukarıdaki lafı biraz yanlış anlıyor ve yorumluyorlar. Ha öyle bir  şeyi bulur ve bunu da insanlara sevdirmeyi ve satmayı başarırsanız ne âlâ, ne âlâ!..

 

Ama aslında daha önce hiç dokunulmamış bir konuyu bulmanıza, balta girmemiş ormanlara dalmanıza falan hiç gerek yok. Öyle yeni bir Facebook ya da Türkiye’nin Google’ını vs. siz keşfetmek zorunda değilsiniz. 

 

Hem daha yola çıkmadan bile önce koşullarınızı bu kadar zorlamak kendinize haksızlıktır; hem de böylesine yeni bir fikir bulup onunla ortaya çıksanız bile kendinizi çok büyük bir riskin içine de atıyorsunuz demektir. Nedir o risk? Hiç bilinmeyen bir şeyle insanların karşısına çıkmak ve reddedilmek ya da görmezden gelinmek!.. Oouvvf, fenadır!..

 

Hiç gerek yok. Onun yerine şöyle daha sakin ve mantıklı bir yol izleyin:

 

Yepyeni bir buluşu ve o dahiyane fikri boş verin, en azından şimdilik. Evet, şimdi usulca onu bir kenara koyun, tamam mı?.. Çok güzel. Onun yerine mevcut, başarılmış, kanıtlanmış ve kabul edilmiş… ve ilgi gören… ve çok satan bir konuyu alın.. veeee ONU ÇOK DAHA İYİ bir şekilde sunun.

 

Daha iyi işleyin. Daha ayrıntılı anlatın. Daha fazla dikkat çekici olun. Daha fazla bilgi verin; ama faydalı ve doğru bilgi. Şişirme yazılar asla yazmayın! 

 

Sadece herkesten daha iyi… Daha iyi olun ve daha iyi olduğunuzu insanlara gösterin!

 

Örneğin Tesla Motors. Tesla insanların bir yerden bir yere neyle gideceğine karar vermeye çalışmıyor, yepyeni bir cihaz üretmeye kalkışmıyor – hala araba üretiyor ve arabalarını her geçen gün daha da güzel, daha da akıllı ve daha da verimli hale getiriyor. Performans, mükemmel mühendislik, tasarımda sürekli gelişme, artırılan güvenlik vs…

 

Tesla S Modeli 2013’te Amerika’da Motor Trend Yılın Otomobili ödülünü aldı. Şu arabaya bir bakın.

 

 

İnsanlar daha iyisini istiyor. Öyleyse onlara daha iyisini verin.

 

Ne kadar fazla rekabet olduğunun bir önemi yok. Yani sizin yazmak istediğiniz konuyla ilgili yazan bir sürü başka bloglar olabilir, eğer siz daha iyi şeyler verebiliyorsanız okurlarınıza… ve bunu da iyi pazarlıyorsanız. Tamamdır. Siz kazanırsınız!

 

Daha İyi Bir Niş Blog

 

Peki neyin daha iyi olacağını nasıl bileceksiniz?

 

Basit: Pazarı yaşayın.

 

Okuyun!

 

Araştırın. İnceleyin. Öğrenin.

 

Pazardaki ürünler için bir tüketici olun, bir müşteri olun ve bu pazarda yer alan diğer kişilerin deneyimleri ve kendi deneyiminizin bilincinde olun.

 

Yorumları okuyun, değerlendirmeleri okuyun, forumlarda gezinin, sosyal medya sitelerindeki tartışma ortamlarına ve gruplara katılın… ve böylece “potansiyel müşterileriniz kimler? en büyük dertleri neler? neyin geliştirilmesi gerekiyor? benim konum / alanım hakkında başkalarının söylemedikleri noktalar nelerdir? neler hakkında konuşulmamış?” sorularının cevaplarını öğrenmeye bakın.

 

Tamam o alanda açılmış bloglar var ama hangi noktaları gözden kaçırıyorlar? İlla ki piyasada bir eksiklik bulacaksınız. Sizin zekanıza ve dokunuşunuza ihtiyacı olan bir nokta.

 

Nihayet o noktanın üzerine gidecek, çözümler üretecek ve sonunda insanların dikkatini çekmeye başlayacaksınız… ve hedef kitlenizi bina etmeye başlayacaksın.

 

Hele bir de kendinize şu motivasyonu sağlarsanız arkanızda büyük ve güçlü bir rüzgar alacaksınız: Pazardaki tüm o diğer bloglarla ve oradaki herkesle sizin en temel farkınız nedir?

 

Sizin misyonunuz – bir şeyleri iyileştirmek, “daha da iyileştirmek”…

 

Özelleştirin ve Sahiplenin

 

Konu seçimi konusunda karşılaştığım bir diğer sorun da insanların çok büyük düşünmesi.

 

“Fotoğrafçılıkla ilgili bir site açmak istiyorum ama rekabet çok fazla.” veya,

 

“Otomobillerle ilgili bir bloga başlamak istiyorum ama zaten bir sürü var, sanki bana hiç yer kalmamış gibi..” ya da,

 

“Evcil hayvanlarla ilgili bir web sitesi açıyorum ama Google’a bakınca ilk sayfada hep yüksek PR’lı siteler var!”

 

Genel olarak büyük düşünmek ve yıldızları hedef almak iyi bir şeydir, fakat konu niş seçimi olunca özelleşirseniz hem daha hızlı ve hem de daha fazla sonuçlar alırsınız.

 

Küçük düşünün demiyorum. Küçük değil.

 

Özelleşmiş.

 

Öncelikle ilginizi çeken ve becerilerinize hitap eden bir pazar seçin. Bu aşamada rekabetin önemi yok – sadece hoşunuza giden bir şey seçin.

 

Sonra da o pazarda bir alt bölüm seçecek, ardından da daha ve daha derinlemesine dalacaksınız. Nihayet o konuda sizin ULAŞILACAK BİR KAYNAK oluşturabileceğiniz ya da DANIŞILACAK KİŞİ olabileceğiniz bir ihtiyaç noktası bulacaksınız.

 

Ne zaman birileri bir konuşmada (blogunda, sitesinde, forumda vs.) o konudan bahsetse, sizin blogunuz veya adınız öne çıkacak.

 

Güzel, değil mi? ;)

 

Bu konuda yazmaya devam edeceğim. Özelleştirdiğiniz bir alanda ve konu hakkında yazarak neler elde edeceğinizden de sonraki yazımda bahsedeyim…

Bunlar da tam okumalık

Bir yorum bırakın