Neden Blog Yazmalıyız? İşiniz ve Pazarlama için Blogun Faydaları

Gerçekten Nedir Bu Blog Yazmanın Faydaları?

Blogun iş için faydalarını soruyorlar bazen.

“Web sitemde blog olmalı mı? Blogun işime katkıları ne olabilir? Blog yazmak satış ve pazarlama için etkili oluyor mu gerçekten?” gibi sorularla giderek daha fazla karşılaşır oldum.

 

Öncelikle eğer bir işletme blogu nedir öğrenmek istiyorsanız  “İşletme Blogu Nedir?” adlı bu yazı hoşunuza gidecektir, önce onu bir okuyuverin. ;)

. . .

Hala bu sayfada mısınız? Güzel. Öyleyse gelin blog yazmak neden iyi bir pazarlama taktiğidir ona biraz bakalım.

 

1- Blog yazmak web sitenize trafik çekmek için size yardım eder

 

Web siteniz için daha fazla ziyaretçi istiyorsunuz değil mi? Evet, ben de.

 

Şimdi insanların web sitenizi nasıl bulabileceklerini bir düşünün:

 

  • Adınızı web tarayıcısına yazabilirler ama bu zaten sizi tanıyan bir izleyici kitlesi demektir. Kim olduğunuz biliyorlar, sitenize zaten uğruyorlar, bu size zaten sahip olduğunuzdan daha fazla bir trafik kazandırmaz.
  • Bir email listesi satın alarak trafiğe para ödeyebilirisiniz (bunu yapmayın!), onlara bir email bombardımanı yapar ve birilerinin e-postalarını açıp içindekilere tıklamasını beklersiniz. Ama biliyorsunuz ki bu hem pahalı hem yasa dışı.
  • Bir başka ödemeli trafik elde etme yolu seçerek tonla reklam satın alırsınız. Bu yasaldır tabi ama buna da fena para ödersiniz. Ve paranız bittiğinde reklamınız ve trafiğiniz de biter!

 

Ee? Peki nasıl trafik çekeceksiniz? Kısaca blog yazarak, sosyal medya ve arama motorları yoluyla. İşte webde işler böyle yürüyor. ;)

 

Şimdi de web sitenizde kaç tane sayfa var onu düşünün lütfen. Onlarca değil herhalde, değil mi? Ve bu sayfaları hangi sıklıkta güncellediğinizi de düşünüverin.. Biliyorum sizi çok düşündürdüm ama.. :) Sayfalarınızı da pek o kadar sık güncellemediğiniz de aşikar olduğuna göre (Hakkımızda sayfanızı kaç ayda bir güncelleyebilirsiniz ki öyle değil mi?)…

 

Evet, şimdi yavaş yavaş nereye varmak istediğimi anladınız. Blog yazmak bu sorunların temel çözümüdür.

 

Her bir blog yazısı yazdığınızda, bu web sitenizde indekslenmiş yeni bir sayfa daha demektir. İşte bu kadar. Yaşasın blog yazmak!.. ;)

 

Yani her bir blog yazısı yayını size organik arama sonuçlarında görüntülenmek ve buradan sitenize trafik çekmek için sunulan bir fırsat demektir. SEO’nuz açısından blogun faydalarına biraz daha değineceğim, ama düzenli blog yazmak ayrıca Google ve diğer arama motorları için de web sitenizin aktif olduğuna ve yeni içerikleri görmek üzere onu daha sık ziyaret etmeleri gerektiğine dair bir işarettir.

 

Düzenli blog yazmak sosyal medyada da keşfedilmenizi kolaylaştırır. Her yeni bir blog yazısı yazdığınızda insanların sosyal ağlarda paylaşabilecekleri bir içerik oluşturmuş oluyorsunuz. Twitter, Facebook, LinkedIn ve Pinterest gibi.. bu da firmanızı tanımıyor olması muhtemel birçok yeni kişiye, doğrusu geniş kitlelere erişmek anlamına geliyor.

 

Sosyal medya varlığınızı sürdürmeye de yardımcı olan blog yazılarınız, sosyal medya hesaplarınız için ekstra paylaşımlar demektir. Sosyal ağlardaki erişim alanınızı genişletir, sosyal kanallardan blogunuz aracılığıyla web sitenize yeni ziyaretçiler çekersiniz.

 

Öyleyse blog yazmanın ilk faydası nedir? Web sitenize taze bir trafik çekmenize yardım eder ve bunu yaparken arama motorları ve sosyal medya ile birlikte çalışır.

 

2- Trafiği potansiyel müşterilere (abone, takipçi, mail listesi) dönüştürmeye yardım eder.

 

Şimdi blogunuz üzerinden web sitenize gelen bir trafik var, bu trafiği potansiyele çevirmeye başlayabilirsiniz.

 

Nasıl ki her yeni blog yazınız yeni bir indekslenmiş sayfa ise, her yeni bir yazı da yeni potansiyeller için bir fırsattır. Bu fırsatı kullanmak için yöntem çok basittir: Her blog yazısına bir eylem çağrısı ekleyin.

 

Genellikle bu eylem çağrıları ücretsiz ekitaplar, ücretsiz webinarlar, ücretsiz dosyalar, ücretsiz deneme süreleri gibi ziyaretçilerinizi onlara değer sunan anlamlı birer içeriğe yönlendirirler. Böylece insanların karşılığında kişisel bilgilerini vermeye değer bulabilecekleri bir şeyle cezbetmiş, güvenlerini kazanmış olur ve en azından eposta adreslerini alırsınız.

 

“Web sitesi trafiği nasıl potansiyele dönüştürülür” hiçbir fikri olmayan okurlarım için bu süreci en açık ve net olarak şöyle özetleyebilirim:

 

  • Ziyaretçi web sitesine gelir
  • Ziyaretçi ücretsiz bir teklif karşılığında eylem çağrısını görür
  • Eylem çağrısına tıklar ve bilgilerini dolduracağı basit bir form içeren bir varış sayfasına (landing page) ulaşır
  • Formu doldurur, bilgileri onaylar (yani formu gönderir) ve ücretsiz hediyesini alır.

 

Blog yazılarınızda ve birçok web sayfanızda eylem çağrıları olması gerekir, çünkü olmasında fayda vardır. İşte bu, blogunuza çektiğiniz ziyaretçi trafiğini satış için potansiyel müşterilere dönüştürmenin en emin yoludur.

 

Elbette her bir ziyaretçiden dönüşüm elde etmeyeceksiniz. Bu normal. Hiç kimse blogunu okuyanlardan %100 dönüşüm elde etmez. Ama herkes dönüşüm oranlarını artırmak ya da yüksek tutmak için çalışır.

 

Siz blog yazmaya güvenin, blogunuza kaliteli içerik yüklemeye devam edin, blog yazılarınıza eylem çağrısı ekleyin, ziyaretçi – potansiyel müşteri dönüşüm oranlarınızı takip edin ve her ay bu oranı yükseltmeye çalışın. Gelişiminize şaşıracaksınız.

Söz veriyorum! :)

 

Üç ve dördüncü maddelerle işiniz ve pazarlama için blogun faydalarına devam edeceğim… bir sonraki yazımda. Ama ben o yazıyı yayınlayıncaya kadar siz eposta bültenime abone olarak web siteniz, blogunuz, işletmeniz, işiniz, yani kazancınız için pratik bilgiler, taktikler ve faydalı ipuçlarıyla dolu haftalık bülten postalarını okumaya başlayabilirsiniz. Eposta bültenim ücretsiz ve ekitap hediyelidir. Genellikle pazar sabahları kahvenizi ya da çayınızı yudumlarken size eşlik edecek keyifli okumalıklardır. Adınızı ve eposta adresinizi bırakmanız yeterlidir. Görüşmek üzere.. 



Bunlar da tam okumalık