İşletme Blogunuza Daha Fazla Potansiyel Müşteri Çekmek için 7 Etkili Yöntem

 

İşiniz ve işletmeniz için bir web siteniz var. Bir de blogunuz olması gerekiyor. Bu blogda düzenli içerik üreterek Google arama sonuçlarından sitenize ziyaretçi çekiyorsunuz. Ama bir şey eksik; ziyaretçiler gelip gelip gidiyorlar. Onlarla bir bağlantı kuramıyorsunuz. Tek seferde satış yapmak zordur. Öyleyse ne tavsiye ediyoruz? Onları sitenize tekrar gelecek abonelere dönüştürmek. Yani pazarlamada ‘lead generation’ denen, potansiyel müşterilerinizi gerçek müşterilere dönüştürecek çalışmalar… Eğer şirketinizin blogundan potansiyel müşteriler (lead) elde edemiyorsanız, organik –yani arama sonuçlarıyla gelen–  web trafiğini daha fazla satışa dönüştürme fırsatını kaçırıyorsunuz demektir. Şimdi sizinle blogunuza daha fazla potansiyel müşteri çekmek ve dönüşüm elde etmek üzere pek çok kereler test edilen ve faydaları kanıtlanan bazı yöntemleri paylaşmak istiyorum.

 

Elbette birinci sırada “daha iyi içerik yazmak” yok; çünkü bunu çok iyi biliyorsunuz. İÇERİK ZATEN HER ŞEYDEN ÖNCE GELİR!.. ;)

 

1. Makale başlıklarınızı arama sorgularına göre düzenleyin

 

Kuvvetle muhtemeldir ki web site trafiğinizin önemli bir bölümü webde rastgele gezinirken işletmenizin ana sitesine gelen ziyaretçilerden değil, arama yoluyla gelen ziyaretçilerden oluşacak. Öyleyse blog trafiğinizi yükseltmek ve daha alakalı bir trafik akışı oluşturmak için

 

 icon-chevron-right Her bir makalenizin başlığını arama sorgularına göre düzenlemeye

 icon-chevron-right Ve kullandığınız dilin –yani anlatımınızın– ilgi çekici ve katılımı teşvik edici olmasını sağlamaya çalışmalısınız.

 

Bundan nasıl emin olabilirsiniz? Örneğin kendinize şunu sorun: Birisi sadece yazınızın başlığını görse ve başka hiçbir şey okumayacak olsa, bu yazıyı okumak için meraklanır mı?

 

2. Birden fazla abonelik seçeneği sunun

 

Evet, tabi ki organik blog ziyaretçilerini abonelere dönüştürmenin en iyi yolu çok iyi içerik yazmaktır. Ama insanlardan sadece eposta bülteninize abone olmalarını isterseniz, geride kalan birçok abonelik seçeneklerini ve bu kanallardan elde edebileceğiniz önemli bir izleyici kitlesine ulaşma fırsatını tepmiş olursunuz. Bu yüzden eposta, RSS, Facebook, Twitter ve Linkedin gibi çeşitli abonelik seçeneklerini de ziyaretçilerinize sunmakta fayda var.

 

3. Abonelik seçeneklerinizi belirginleştirin

 

Blogunuzun tepesine sosyal ikonları yerleştirmekle insanları davet etme işini halletmiş olacağınızı düşünmeyin. Bu yeterli değildir. Sidebar’a ve hatta header’a yerleştireceğiniz basit bir “opt-in”, yani abonelik kayıt formu ile insanları abone olmaya özendirebilirsiniz. Abonelik seçeneğini adeta “satmalısınız”. (örn. “Hiçbir yazıyı kaçırmayın. Şimdi Abone Olun” gibi..)

 

4. Pop-up (Beliren Pencere – açılan pencere vs.) ile Abonelik Formu kullanabilirsiniz

 

İnsanları blogunuza abone olmaları için teşvik edebileceğiniz bir diğer yöntem de pop-up formlardır. Ziyaretçileriniz sitenizde iken birden beliriveren küçük / büyük pencerelerdir bunlar. Lakin kimi zaman sevimsiz de bulunabildikleri için, pop-up kullanımında dikkatli ve özenli olmalısınız. Güzel bir eklenti ile pop-up formunuzun ne zaman ortaya çıkacağını belirleyebilirsiniz; örneğin ziyaretçi sayfada belli bir süre geçirdikten veya belli bir sayfa adedini ziyaret ettikten ya da herhangi bir içeriğe tıkladıktan sonra gibi.. Ayrıca IP (ziyaretçilerin kimliği) izleme kodlarıyla sadece daha önce blogunuza abone olmamış kişilere de gösterilmesini sağlayabilir, böylece zaten abone olan ziyaretçilerinizi de sıkmamış olursunuz.

5. Blogunuzda abonelik isteğini tetikleyici teklifler sunun

Artık neredeyse hiçbir işe yaramayan ve çoğu sitede / blogda kullanılmayan “etiketler” ve “kategoriler” gibi araçlar yerine sidebar’ınızı cezbedici içerikler için kullanabilirsiniz. İnsanlara gerçekten faydalı olacağına inandığınız bazı “indirilebilir” öğeleri ücretsiz sunarak, bu hediyenize erişebilmeleri için blogunuza abone olmalarını sağlayabilirsiniz. Bu hediye bir video da olabilir, bir PDF dosyası da, ses kaydı da… Sizin kıymetli okurlarınız için hazırladığınız ve onların ilgilerini çekecek herhangi bir çalışma olması yeterli. Unutmayın ki hediyeniz ne kadar cazip olursa, abonelik oranı da o kadar yüksek olacak.

 

6. Blog yazılarınızın sonuna “eylem çağrısı” ekleyin

 

Ana konularınızdan biri hakkında, örneğin olta balıkçılığı ile ilgili bir blog yazısı yayınlıyorsunuz. Eğer bu konu hakkında daha önceden yazdığınız güzel bir makale (blog yazısı değil; “white paper” denen daha detaylı bir çalışma) varsa, bu okurlarınıza indirmeleri için sunacağınız güzel bir fırsattır. “Bu konu hakkında daha ayrıntılı bir metin çalışmamız olan [Yazınızın Başlığını Ekleyin] makalemizi ücretsiz indirebilirsiniz.” gibi bir eylem çağrısı olabilir.  Ama bunu her blog yazınızın sonunda yapmanızı tavsiye etmiyorum, yoksa insanlara itici görünüp onları kaçırabilirsiniz.

 

7. Yeni blog yazılarınızı eposta listenizdeki (pazarlama veri tabanınızdaki) kişilere gönderin

 

Blog trafiğinizi artırmak ve yeni potansiyel müşteriler edinmek için kullanılabilecek yöntemlerden biri de listelerinize, insanları yeni yayınlarınızdan haberdar etmek üzere eposta göndermektir. Yeni blog yazılarınızdan bir kısım alıntı yaparak ve geri kalanı için blogunuza link vererek insanları düzenli aralıklarla blogunuza çekebilirsiniz. Eğer çok sık yazı yayınlıyorsanız 3 – 5 yazıda bir olmak üzere, örneğin haftada bir veya ayda bir gibi, bu yazıların başlıklarını ve belki ilk birkaç cümlesini paylaşmak koşuluyla bu merak uyandırıcı bülten epostalarını gönderebilirsiniz.

You may also like