BLOGUNUZUN İLK YILINDA AYAKTA KALMAK

blogun ilk yılıBloggerların büyük bir çoğunluğu blog yazmaya başlamalarının ilk yılında pes ediyorlar. Bu bir gerçek. Ve gerçekten üzücü bir durum.

Tabi ki böyle olmak zorunda değil.

Eğer aklınızda bir hedef ve basit bir plan varsa, tüm güçlüklere ve zorlayıcı unsurlara rağmen hayatta kalabilirsiniz arkadaşlar.

Bana inanın.

Çok saygı duyduğum ve beğenerek okuduğum Fatmanur Erdoğan Kariyer Yolculuğu adlı sitesinde bakın ne diyor:

…blogların %95’i atıl bir şekilde duruyor. Yani iyi niyet, istemek ve başlangıç yapmak hedefe ulaşmak için gerekli ama yeter şart olamıyor.

Size her zaman olduğu gibi çok samimi tavsiyeler vereceğim. Çünkü Türkiye’de blog kültürünün gelişmesi, içeriklerin kalitelileşmesi benim de işime geliyor, bu sektörle ilgili olan herkesin de; özellikle uzun vadede.

Tavsiyelerime, tecrübelerime ve taktiklerime kulak verin. Emin olun bunların hepsini ben de yapıyorum:

DİĞER BLOGLARA ABONE OLUN

Tamam, muhtemelen kendi blogunuza başlamadan önce de bunu zaten yapıyordunuz.

İlgi alanınıza giren bloglara -olabildiğince çok sayıda bloga- abone olun. İçeriklerini okuyun, yazarların ne tür makaleler yazdığına bakın. Başlıkları inceleyin; hangileri dikkatinizi çekip sizi yakalıyor? Tarzlarını ve yazma tekniklerini görün. Bu kendinizi eğitmeniz için en iyi yoludur.

Makalelerine yorum yapın, twitter’da, facebook’ta ve aktif olduğunuz diğer sosyal platformlarda onları paylaşın. Bu size doğal bir yolla gerçek bağlantılar oluşturma imkanı sağlar.

En beğendiğiniz blog makalelerini sakladığınız bir dosya oluşturun mesela. Bu kendinize yapabileceğiniz büyük bir iyiliktir: Hiçbir zaman fikir kısırlığı yaşamazsınız ve herhangi bir konuda referansa ihtiyaç duyduğunuzda tonla materyaliniz olur.

Listeniz genişledikçe onu konulara göre sınıflandırabilirsiniz.

BİR NİŞ SEÇİN

Yani blogunuza özel bir alan / konu belirleyin. Niş nedir? Pazarlamada niş, genel pazarın içinde özel bir konuya odaklanmış pazardır, yani pazarı daraltmaktır. Ve bir nişin talipleri, takipçileri ya da müşterileri o niş hakkında daha derin bilgilere sahip olmak isterler. Şimdi demek istediğimi daha iyi anladınız.

Blogunuzda yazdığınız sürece doğal olarak içeriğinizle ilgilenecek takipçiler olmasını istersiniz. Bu amaca ulaşmanın en iyi yolu, insanların zevkleriyle ilgili yazılar yazmaktır. Yani ilgi duydukları bir alanla ilgili yazılar.

İşte siz de buna göre bir konu seçin. Bu konu dilediğiniz kadar geniş ya da özel olabilir. Zaman içerisinde bu konuya yenilerini ekleyebilir veya başka bir konuyla birleştirebilirsiniz.

Henüz yeniyseniz doğal olarak çok fazla okurunuz yoktur, ancak konunuzda ilerlemeye başladıkça okur kitlenizin büyümesi artık yalnızca bir zaman meselesidir. Yazdığınız şeyle ilgili mutlu hissedinceye kadar denemeye devam edin. Sonunda bir değere odaklanmanın uzun vadeli nimetlerinden faydalanacaksınız.

MÜSAİT OLDUĞUNUZ ZAMAN YAZIN

Blog dünyasında ilerlemekle ilgili yaygın bir kanı var: “Her gün mutlaka bloga yazmak gerekiyor.” Size söyleyeyim; hayır gerekmiyor!

Blog yazmaya ilk neden başladığınızı hatırlayın – çünkü  yazmayı ve düşüncelerinizi paylaşmayı seviyorsunuz. Sırf bunu yapmak için her gün kendinizi içerik üretmeye zorlarsanız, yazmak için duyduğunuz tüm tutkuyu ve sevgiyi mahvedersiniz. Ayrıca hergün yazmak için üretilen zorlama içeriğin de kalitesinden şüphe duymak gerekir.

Not: Tabi burada sadece keyif için yazanlardan veya günlük tarzında blogu olanlardan bahsetmiyoruz. Benim amacım blog yazmayı bir meslek gibi görenlere, işletmelerinin web sitesinde blog yayını yaparak okurlarını birer müşteriye dönüştürmek isteyenlere, veya kendi ürünlerini / hizmetlerini blogları aracılığıyla tanıtmak ya da satmak isteyenlere yardım etmektir. Yazarlar, terapistler, sanatçılar ve işletmeler gibi… Bunu vurgulamam gerekiyor.

Tabi yine de keyif için dahi yazsanız burada bahsedilen tavsiyeleri uygulamakla birşey kaybetmez, aksine kazanırsınız. Çünkü insan internet ortamında birşeyler paylaşmaya çalıştığına göre ne olursa olsun sesini ve fikirlerini birilerine duyurmak istiyor demektir. “Hayır ben sadece 15 kişi için yazıyorum” demediği sürece blogunun ziyaretçi sayısını artırmak, google arama sonuçlarında üst sıralarda yer almak ve sesini daha fazla kişiye duyurmak her aklı başında yazarın isteyeceği birşeydir.

Ne diyordum? Evet, makale sayısından çok makale kalitesini hedefleyin. Kaliteli içerik sayesinde, “aşırı bilgi” kirliliği ile dolmuş internet dünyasında hem bir fark oluşturmuş hem de okurlarınıza iyilik yapmış olursunuz.

ADIMLARINIZI BİRER BİRER ATIN

Yeni başladığınızda, bir blog yazma işinin ne kadar da zorlayıcı olduğunu keşfetmeye başlarsınız – öğrenecek çok şey vardır:

Tasarım, marka oluşturma, içerik, videolar, sosyal medya, SEO, bağlantılar oluşturma (linkler), trafik üretme ve muhtemelen para kazanma…

Hadi Sosyal Medya örneğini ele alalım. Bu konuda iyi değilseniz, nereden başlayacaksınız? Facebook, Twitter, YouTube, Flickr, LinkedIn, Stumble Upon, Google+ ve şimdi de Pinterest. Tüm bunları (ve her gün daha yenilerini ve daha fazlasını) düşünmekle bile kafanız şişmeye başlar.

Bu konuda the Creative Penn adlı siteden Joanna Penn isimli hanım ablanın :) tavsiyesini beğendim; uygulayın derim. Diyor ki “her seferinde bir tanesinde ustalaşın”; yani her yerde olmaya çalışmak yerine birine yüklenin. Oraya hakim olun. Çok güzel, çok basit, değil mi? Ama birçoğumuz bunu yapmıyoruz işte..

Bir sosyal ağ üzerine yoğunlaşın ve oradaki listenize dahil olmuş insanlara direk olarak markanızı pazarlayın.

Bu sadece markanızı pazarlamakta değil başka birçok konularda da işinize yarayabilir. Benim favorim Twitter – bana göre en kolayı ve en arkadaşça olanı.

İLGİNÇ OLUN

Tutkuyla yazın ve coşkunuzu satırlarınıza yansıtın.

Çaba harcanmdan yazıldığı aşikar olan bir blog yazısını okumak kadar sıkıcı birşey herhalde yoktur. Ben yazılmış olsun diye yazılan blogları asla okumam; eminim siz de okumuyorsunuzdur. Zaten çok kolay anlaşılmıyor mu? Evet, kesinlikle… Yapaylık bloga müthiş zarar veriyor. Okurlar bir kez bunu hissetti mi bir çıkıyor ve bir daha da asla uğramıyor. İşte bu fena bir kayıp.

Sürekli deneyerek kendinize özgü bir yazma stili belirleyin. Yeni birşeyler öğrenir öğrenmez bunları okurlarınızla paylaşın. Çünkü birşeyleri yaşayarak öğrenmiş olan ve size anlatan kişiden öğrenmek, onu teorik olarak öğrenmekten çok daha eğlencelidir.

Bu konuya devam edeceğim, çünkü daha söylenecekler var…

Devamı için tıklayın >>> Blogunuz Yükseliyor

Bunlar da tam okumalık

4 yorum var

  • Selen Dibek 27/12/2013  

    Yeni logonuz çok güzel :)

  • Miss Tiffany 23/02/2014  

    Daha önce başka yerlerde okumadığım kadar detaylı tavsiyelerde bulunmuşsunuz :) Ben bir şey eklemek istiyorum. Mesela o okuduğumuz/abone olduğumuz bloglara yorum da yapmalıyız. Böylece görünürlüğümüz ve tıklanma sayımız artmış olsun.

  • Yahya 23/02/2014  

    Evet Miss Tiffany, kesinlikle haklısın.

    Diğer yazılarımızda da tavsiye ettiğimiz önemli unsurlardan birisi de bu zaten; ne kadar popüler olmak istiyorsak o kadar çok blog okumalı, onlarla iletişim içinde olmalıyız. Bunun faydaları gayet hızlı bir şekilde görülebiliyor.

    Yorumun için teşekkürler :)