Blogunuzdan Para Kazanmak Sizce Ne Kadar Mümkün?

blogunuzdan para kazanmakNihayet Türkiye’de de birçok insan para kazanmak maksadıyla blog yazmaya başlıyorlar. Çünkü evden -veya diledikleri yerden- çalışarak gelir elde etmek istiyorlar. Bu gerekten müthiş bir özgürlük!

Kendi kendinin patronu olmayı kim istemez ki?

Ama gel gör ki bu birçoklarının birçokları da neyi nasıl yapacaklarını, nereden başlayacaklarını bilmiyorlar. Bir yerlerde tıkanıp kalıyorlar.

Gerçek şu ki klasik hayattaki tüm diğer işler gibi, bunu da paraya çevirmek öyle kulağa geldiği gibi kolay değil. Yani blogunuzdan para kazanmak meselesinden bahsediyorum. Bu sıkı çalışmayı gerektiriyor.

Bir de o kadar çok başarılı ve büyük web siteleri, bloglar görüyoruz ki, bazılarımıza da bizim böyle bir başarıyı yakalamamız imkansız değilse bile çok zormuş gibi geliyor.

Değil, değil, değil!.. Hemen anlatmaya başlıyorum; rahatlayın, okuyun, harekete geçin.

BİR İŞ PLANI HAZIRLAMAK

Hiçbir şeye başlamadan önce kesinlikle şunu akılda bulundurmalı ki bir plan hazırlamak gerçekten size çok yardımcı olur.

Siteniz neyle ilgili olacak? Hedeflediğiniz izleyici kitlesi kim olacak? Sitenizi nasıl tanıtacaksınız? Bütçeniz (bütçe tek başına olanlar için korkutucu bir kelime, sizin için harcamaya tahammül edebileceğiniz para miktarı diyelim) ne kadar? Siteye nerelerden hangi yollardan para kaynağı sağlanabiliyor ve siz bunların hangilerini kullanabilirsiniz? Ve en önemli sorulardan biri; siteniz için -gerçekçi olarak- günde kaç saat oturup çalışmayı göze alıyorsunuz?

Bir iş planı size kendinize karşı dürüst olma imkanı tanır. Çok az, çok çok az site bir gecede şöhret olan popstarları gibi hızlı bir başarı yakalar; sizin de sitenizin onlardan biri olmaması ihtimali daha yüksektir. O yüzden iş planı bu dürüstlük ve açıklık sayesinde sizin olası bir başarısızlık veya tökezlemede hemen yelkenleri suya indirmemenizi sağlar. Cesaretinizin kolayca kırılmamasına yardım eder.

YOL HARİTASI

Kendinize bu şekilde bir yön belirledikten sonra başlangıç içeriğinizi planlayın.

Blog yazmanın en güzel taraflarından birisi de ilham geldiği anda yazabilmektir. Fakat bazen de günlerce bir ilham gelmeyebiliyor. Böyle günler için elinizin altında bulunduracağınız bir fikirler listesi paha biçilemez.

İÇERİKTEN BAHSETMİŞKEN…

Trafik çekmek yeni ya da daha önceden açılmış olsun her site için önemlidir.

Ve arama motorlarının da sizi bulmalarını sağlayan şey içeriğinizdir.

Bir şey yazdığınızda, bunları okumak için arama motorları örümcek denilen küçük robotlarını gönderirler. Temel mantık, ne kadar çok içerik, o kadar çok arama sonuçlarında görüntülenmek şeklindedir.

Ama sistemle oynamaya kalkışmak işe yaramaz. Genellikle de bunu yapana fayda değil, büyük zararlar getirir. Özellikle son güncellemelerinden sonra Google içerikte kalite ve orijinalliğe odaklanmıştır. Bu yüzden bu robotları “besleyemeyen” kısa yazılar sizi pek bir yere götüremez. Türkçe içerikli sitelerde ve bloglarda gördüğüm en büyük yanlışlık ve eksiklik bu konudadır. Makaleler 400-500 kelimeyi geçmiyor; çoğu ise 300 kelime civarında. Bunun için gösterilen mazeret ise daha kötü: Türkler okumuyor!

Ben buna “hadi canım oradan” diyorum.. Siz insanlara kaliteli bir şeyler verin bakalım nasıl okuyorlar! Ama bizim ülkemizde yaklaşım genelde kolaycılık ve kopyacılık oluyor ne yazık ki.. sanat belgeseli yerine “televole ve magazin dedikoduları”, atletizm müsabakalarını sunmak ya da alternatif spor dallarının tanıtıldığı programlar yerine “fb – gs tartışmaları” ve saire.. Bunlar da içi boş ve kimsenin işine yaramayan, kişiye bir şey vermediği için topluma da katkı sağlamayan zırvalar. Bu yüzden kesinlikle şüpheniz olmasın ki kaliteli ve özgün içerik üretirseniz ve sunarsanız, insanlar sitenize gelecek ve onu seveceklerdir, bundan emin olun ve rahat olun!

İnternet de bundan farksız, içerik hırsızları hiç bir faydalı içerik sunamadıkları sitelerinde trafik sağlamak için başkalarının emek vererek yazdığı makaleleri kopyalıyorlar. Oysa ki bilseler yaptıkları gerçekten hırsızlıktır, suçtur, günahtır, biraz idrak edebilirler. Ve bilseler ki ekmek çalmak da haramdır, banka soymak da.. belki biraz düşünüp korkarlar ama… Kötüler de her zaman olacak ki iyilerin kıymeti artsın, yapacak bir şey yok.

Biz konumuza dönelim. Kısa ve kopya içerik size yükselme sağlamaz. Kendi materyallerinizi üretmelisiniz. Sitenizin ana konusu ile alakalı olmalı. Ve ne kadar iyi olursa, o kadar da fazla insanı sitenize çekecek, üstelik bu insanların içeriğinizi sosyal ortamlarda “paylaşma” oranlarını artıracaktır.

“Kelimeleriniz yayıldıkça” sitenizin trafiği de artacaktır.

NİŞ SİTE

Muhtemelen daha önce niş site terimini duymuşsunuzdur.

Bu temel olarak, daha dar bir konu etrafında odaklanmış bir site demektir. Ve tipik olarak bu konu blogger için gelir sağlayabilecek bir konudur. Hakkında derinlemesine bilgiler verebileceğiniz, ayrıntılı makaleler yazabileceğiniz ve bildiklerinizi paylaşarak para kazanabileceğiniz her şey olabilir; bir ürün, bir hizmet..

Mesela, ayaklar hakkında çok şey biliyor olabilirsiniz, ama bu sizin için iddialı bir site açmaya yetmez. Fakat… pedikür, tırnak batması, taban siğilleri, topuk çatlakları ve daha buna benzer başka detaylı konular hakkında bilgili iseniz, işte o zaman tamamdır! ;) Bu oldukça yoğun arama trafiğini çekebileceğiniz bir sitenin temeli demektir. Ayrıca bazı affiliate ürünleri de bu konuyla ilgili olarak niş sitenizde rahatlıkla sunabileceğinizi söyleyebilirim.

İZLEYİCİ KİTLENİZİ TANIYIN

KİM sorusunun cevabı da çok önemlidir. Kim için yazıyorsunuz?

Blogunuz genel olarak bu izleyici kitlesine hitap etmelidir. Okurlarınızı çekecek olan şeyler sitenin sunduğu görünüm, verdiği his ve makalelerinizdir. Reklamlar, kazancınızı artırabilmek için bu kitleyi hedef alan reklamlardan (ürünler / hizmetler ve markalardan) seçilmiş olmalıdır.

Size tam twitlemelik harika bir tavsiye vereyim:

Siz kendinizin heyecan verici olduğunuzu düşündükçe, insanlar daha fazla kendilerini önemserler.

Onlar blogunuzu ve makalelerinizi KENDİ işlerine yaradığı için okurlar… SİZİN hoşunuza gitsin diye değil. 

İzleyici kitlenizin kimler olduğunu anlayın ve onlara yardım etmek için sihrinizi kullanın.

VE PÜF NOKTALAR

Planlama işiniz bittiğinde artık webde bir mekana ihtiyacınız olacak.

Bloglar ve web siteleri arasındaki farklar artık daha zor fark edilir hale gelmiş durumda. Doğru bir blog platformu seçimi ilerleyen zamanlarda işinizi kolaylaştırır. Benim ilk başladığım zamanlardan itibaren, yani daha tecrübesizken bile kişisel tercihim hep WordPress tabanlı web sitesi oldu. Ve host olarak da Hostmonster ve İsimtescil’i kullanıyorum.

Seçiminiz hangisi olursa olsun, yarınki gelişmenize ayak uydurabilecek, size sıkıntılar oluşturmayacak ve değişiklik yapmak zorunda bırakmayacak bir tercih yaptığınızdan emin olun. Çünkü ileride ve gelişme aşamalarınızda attığınız her adım, her değişiklik size masraf demek olacak. Öyleyse ne kadar az masraf olursa o kadar iyidir.

Tüm hazırlıklarınızı yaptıktan sonra artık yazmaya başlama vaktidir. Çekinmeyin, yazın.

Blog yazmayla ilgili şu tavsiyeyi çok beğeniyorum:

“En başta içeriğiniz muhtemelen berbat olacak. Yine de yayınlayın!..”

Bir yerlerden başlamanız gerekiyor, değil mi? ;)

Yazdıkça daha iyi olacaksınız. Ne demiş İngillizler; “Practise makes perfect” yani “el-tekraru ahsen, velev kâne yüz seksen”… :)

Ben sevdim eller almasın, demeyin, bu yazımızı beğendiyseniz lütfen paylaşın. Sevdikleriniz de sevsinler, faydalansınlar.. Teşekkürler.

Bunlar da tam okumalık