Bir Asİstana ve Danışmana Neden İhtİyaç Duyarsınız

Bilgisayarla çalışmak - iste ve yap

Sizce de bu ironik değil mi?

Biz girişimciler kendimizi ve işimizi geliştirmek adına online kurslar ve eğitimler için kredi kartlarımızı kolayca kullanırken veya güncel kalmak adına en yeni yazılımlar için rahatça paramızı harcarken…

Konu bize yardım etmesi ve işlerimizi kolaylaştırması için birini tutmaya gelince orada aniden duruyoruz.

Girişimciler olarak, işimizi geliştirmek ve profesyonelleşmek için en az yeni araçlara ve güncel programlara olduğu kadar bize yardım edecek birilerini bulmaya da ihtiyacımız vardır.

Blog maceramın ilk dönemlerinde birilerine bana yardım etmesi için para verme konusuna şüpheyle bakıyordum. Fakat online işimi geliştirme yolunda ilerledikçe ve bu konuda araştırmalarım arttıkça bir şeyin farkına vardım:

İşimizin en büyük sıçramalarını gerçekleştirmek istiyorsak kendimizi -fiziksel ve duygusal olarak- BÜYÜK düşünmeye ve büyük işler yapmaya hazır tutmalıyız.

Bu konuda dikkat etmemiz gereken nokta, asistan – ya da danışman – meselesine bir yatırım olarak bakma eğilimidir.

Bir danışman fikrine ilk başlarda soğuk bakarız çünkü bunu kendimiz için masraflı ve muhtemelen altından kalkılamaz bir durum olarak görürüz.

İlk adımları atarken, yani henüz zaten bir kazanç elde etmemişken bu biraz külfetli ve zaman isteyen bir iş gibi görülebilir. Fakat sadece birkaç ay daha ötesi düşünüldüğünde aslında ne kadar kazançlı çıkıldığı ve bunun akıllı bir araç olduğu görülmektedir.

Bu yüzden bir asistanın yardımları ve bir koçun danışmanlığı kesinlikle gereksiz değil, aksine henüz yolun başında doğru adımları atmak ve ilerleyen dönemlerde kazanç yerine daha büyük kayıpları önlemek için oldukça gereklidir.

Evet, başlangıçta işinizle ilgili her şeyle kendiniz ilgilenmek zorunda olabilirsiniz. Her şeye hakim olmanız gerekmektedir. Ama yine de şunu bilmenizde yarar var ki, sadece birkaç ay içerisinde kendi işiniz tarafından boğulmaya başlayabilir, ve bu yüzden onun gelişimine de engel olmaya başlayabilirsiniz.

İşinizin Gelişmesini Engelleyen ve Bir Darboğazın Eşiğinde Olduğunuzu Gösteren 4 İşaret

1. Tüm Yaptığınız Durmadan Çalışmak İse…

Deyim yerindeyse kendinizi paralıyorsunuz fakat hiçbir ilerleme kaydedemiyorsunuz çünkü tüm zamanınızı ufak tefek şeylere harcıyor ve asıl halletmeniz gereken işlere enerji ayıramıyorsunuz.

Melike gibi misiniz?

Melike işini çok seven fakat bazen büyük ve enteresan projelere hiç vakit bulamayan bir ressam. Zamanının neredeyse hepsini, işlerini sosyal medya profillerinde tanıtmaya, blog makaleleri hazırlamaya, müşteri sorularını cevaplamaya ve hep aynı tarz resimleri (tekrar ve tekrar) yapmaya harcıyor.

Aslında O’nun bir stüdyo ile ortak çalışarak çocuklara özel bir resim ve animasyon dersi vermek gibi harika bir hayali var. Bununla ilgili taslakları ve illüstrasyonları bile hazırlamış ama bunlar aylardır dosyasında bekliyor.

2. İşinizin Kölesi Olmuşsanız…

Çoğumuz kendi planlarımıza göre çalışarak daha fazla özgürlüğü keşfetmek ve ailemizle daha fazla vakit geçirebilmek için kendi işimizi kurmuşuzdur.

Fakat sonuçta Sibel Hanım gibi, yine aynı duruma düşmekte ve sevdiklerimizle geçirebileceğimizden çok daha fazla zamanı yine işimize ayırmaktayız. Sibel Hanım küçük oğlu kreşteyken gün boyu çalışıyor, akşam onunla oynarken yine işini düşünüyor ve oğlunu yatağa bırakır bırakmaz yine laptopunu açıyor. Başlarken büyük bir aşk ve şevk duyduğu işi şimdi sanki O’nun için bir kapan gibi olmuş durumda.

3. Tüm Çabalarınıza Rağmen Çatlaklardan Sızan Bir Şeyler Varsa…

İşinizin belirli alanlarında neler olup bittiğini takip edemiyorsunuz, böylece sürekli sağınızdaki – solunuzdaki eksik ve gedikleri yamamaya çalışıyorsunuz. Bir satıcıya vaktinde ödeme yapmayı unutmuş ya da sektörde belirleyici önemli birileriyle çok iyi bir ortaklık fırsatını kaçırmışsınız.

Tıpkı iyi bir fotoğrafçı olan Furkan Bey gibi.. Furkan email gelen kutusunda “….. Belediye Başkan Yardımcısı” nın (şehir bende saklı) kızının düğününde video ve fotoğraf çekimlerini yapıp yapamayacağının sorulduğu harika bir iş fırsatı bulmuştu… düğünden üç gün sonra.

4. Kendinize Ayıracak Biraz Zamanınız Dahi Yoksa…

Telefonunuz sürekli size yeni bir email ya da iş randevusunu hatırlatıyor. Telefonunuzun sesi çıkmadığı zamanlar size artık sudan başınızı çıkarıp biraz soluklanma fırsatı gibi geliyor. İnterneti olmayan bir yerlerde vakit bile geçiremiyorsunuz. En son ne zaman doğru düzgün bir tatil yaptığınızı hatırlamıyor veya o son tatili özlemle anıyorsunuz.

Bu yüzden hiçbir asistanlık önemsiz ya da külfetli değildir. Aksine işlerinizin tamamıyla tek başınıza başa çıkmaya çalışmanın size  gerek fiziksel ve gerek duygusal açıdan masrafları olacaktır.

İyi haber şu ki bu iş yoğunluğundan kurtulmak ve kendinizi detaylarda boğulmak yerine daha verimli işlere vermek adına, önünüzde kalabalık yapan bazı işleri birilerine devretmekle bu masrafları en aza indirebilir, hatta tamamen ortadan kaldırabilirsiniz.

Başlangıç Kolay!

Günlük görevlerinize bakın ve ayaklarınıza dolaşan ve size gereğinden fazla vakitler harcatan işleri işaretleyin.

Örneğin, takılarla ilgili web sitenizde kullandığınız resimleri biçimlendirmek için yeni bir 2 saatinizi harcamak sizi sinirlendiriyorsa, bu sizin “Asistana Gidecekler” listenize eklenecek bir iştir.

Sosyal medya profillerinizi güncelleme işiniz (arkadaşlarınızın facebook, twitter, linkedin vs. profillerine dalıp gitmek yüzünden) 3 saatten az vaktinizi almıyorsa, bunu “Asistanlık” işlere atmaktan çekinmeyin.

Yetkilendirme Yaparken Hatırlamanız Gerekenler

1. İşlerinizi açıklamak zor değildir ve uzun sürmesi gerekmez.

Jing gibi (ücretsiz) bir programı kullanarak ekranınızı kaydedebilir ve işlemlerinizi nasıl yaptığınızı gösterebilir ve anlatabilirsiniz (örn. blog makalelerinizi nasıl yayınladığınız vb)

2. Projenizin sonucunu iyi tanımlamak başarınızın (ya da başarısızlığınızın) anahtarı olabilir.

Ne istediğinizi ve neye ihtiyacınız olduğunu anlatırken açık olun. Mümkünse istediğiniz sonuçla ilgili örnekler verin.

3. Kesin ve doğru beklentiler herkesi yolda tutar.

Her zaman küçük projeler için kesin süre sınırları ve karmaşık olanlar için de biraz daha küçük dönüm noktaları belirleyin.

4. Yetkilendirme giderlerini siz kontrol edebilirsiniz (ve etmelisiniz).

(Saat başı yerine) Proje başına ödeme yapın, böylece asistanlık masraflarınız yükselmez. Alternatif olarak, yapılacak işin saat sayısı üzerinde anlaşmaya gidebilirsiniz.

5. Teslim edilecek türden işleri iyi tanımlamak sizin için kaliteli işlerin garantisi olacaktır.

Yaptıracağınız iş ve bu işin nasıl yapılacağı konusunda açık olursanız (yazılı ve screencast olarak anlatmak en idealidir), yanlış yapılan işlere ödeme yapmak zorunda kalmazsınız.

Bunlar da tam okumalık